TEMPO DERGISI'NIN ADNAN OKTAR ILE YAPTIGI ROPORTAJ
“Benim asıl istediğim, bütün Türk dünyasında, İslam dünyasında birlik, kardeşlik olsun. Büyük Türkiye olsun. Türk-İslam aleminin lideri olarak, Avrupa Birliği’ne girelim. Süper güç olalım. Anadolu’daki güzel sevgi, şefkat, merhamet anlayışı, bütün dünyaya yayılsın. Amerika’da, Avrupa’da bir ruhsuzluk hâkim. Aile sevgisi yok, insan sevgisi yok, merhamet yok, şefkat yok. Egoistlik ve bencillik alabildiğine yayılmış. Bunlar ortadan kalksın. Anadolu’daki o güzel İslam sevgisi dünyaya yayılsın istiyorum.”
Oktar Babuna’nın annesi ve babası için birtakım iddialarda bulunmasına ne diyorsunuz? Aileler neden şikayetçi?
Ben, o tartışmaları basından duyuyorum. Duydum. Karşılıklı iddialaşmalar var. Bunlar, en azından aile içinde halledilmesi gereken şeylerdir. Böyle, bu şekilde, kamuoyu önünde tasvip edilebilecek şey değil. Bir eksik, kusur varsa, babasında bir yanlış görüyorsa, kendisine gidip anlatabilir, söyleyebilir. Babası onda bir kusur eksik görüyorsa, yine ona bunu söyleyebilir. Ama bunu, böyle kameraların karşısında, karşılıklı, iki tarafın da birbirini suçlaması... Ben tasvip etmiyorum.
İnsanlar tabiî görmediği şeylerle ilgili, bir kuşku ve şüphe içinde olabilirler. Ama görüp tanıdıktan sonra bu genele dağılır. Benimle görüşmeyen bir insan, belki vesvese içinde olabilir. Ama görüp, tanıdıktan sonra genellikle insanlar bana karşı hem sevgi duyuyorlar hem de saygıları çok güçlü oluyor. Bunun nedeni; ben samimi insanım. İçi dışı birim. Gizlim, saklım yok. Fikirlerimi de açık açık kitaplarımda yazıyorum. Dergilerde, gazetelerde fikirlerimi beyan ediyorum. Benim fikirlerim, kitaplarımda. Etrafıma adam toplamak gibi bir durumum yok. Öyle bir şeye ihtiyacım da yok. Çünkü ben fikirlerimi anlatacaksam, zaten kitaplarımda anlatabiliyorum.
Bütün gününüz kitap yazmakla mı geçiyor?
Tabii okuma, araştırma, yazma benim geniş vaktimi alıyor. Ama sadece bunlar değil tabii. Benim boş vaktim de oluyor. O vakitlerde de genellikle sürrealist, güzel resimler yapıyorum. Hatta 3 metreye 3 metre, 3 metreye 2 metre, büyük tablolarım var. Onlarla uğraşıyorum. Arkadaşlarımın çoğuna hediye ettim. Onların işyerlerinde var bu tablolar. Çok da beğeniyorlar. Hayvanları severim. Kedilerim var. Tavşanlarım var. Onlarla ilgileniyorum. Köpeklerim var. Çiçeklerle ilgileniyorum. Ama tabii sohbetlerim de oluyor arkadaşlarımla. Bu tip dost sohbetleri, bu tip arkadaş sohbetleri oluyor.
Ben sevgiden, şefkatten, merhametten hoşlanan bir insanım. Benim çevremdeki insanlar, beni bilirler. Son derece merhametli bir insanım. Şefkat doluyum. İnsanlara sevgiyle yaklaşmak, benim en çok hoşlandığım şeylerden birisi. Dinimizin hedefi de zaten sevgi, merhamet, dostluk. Ben din terbiyesi içerisinde kendimi yetiştiriyorum. Dolayısıyla tabii ki hedefim sevgidir, merhamettir, şefkattir, muhabbettir. Verilen imaj, bir tek benim için yapılan bir şey değil. Bu tarih içinde, Allah yolunda mücadele eden herkese -ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar sevgi dolu olursa olsun, ne kadar şefkatli olursa olsun- çok vahim isnatlarda bulunulmuştur. Mesela Peygamber Efendimiz (sav)’e delilik iddiasında -haşa- sahtecilik, yalancılık iddiasında bulunulmuştur. Bütün peygamberlere ve onlara bağlı olan diğer Müslümanlara, çok galiz iddialarda bulunulmuştur. Hazreti İsa’ya, İbrahim’e, Musa’ya, İshak’a da aynı iddialarda bulunulmuştur.
Peki peygamberler gibi aynı şeye mi maruz kaldığınızı düşünüyorsunuz?
Peygamberler ve onların yolunda olan insanlara da... Peygamberlerden Hz. İsa’nın yardımcılarına da zulüm edilmiştir. Peygamberimizin sahabelerine zulüm edilmiştir. Hatta sahabeleri yakmışlardır, ateş çukurunda. Bununla ilgili ayet var.
Siz de aynı şeye mi tabi tutulduğunuzu düşünüyorsunuz?
Allah yolunda olan her insanın, başına bu gelir. Eğer ben Allah’ı ve dini savunmasaydım hiçbir sorun çıkmazdı. Sorunun ana nedeni Allah’ı, dini savunmamdır. Darwinizm’e karşı olmasaydım, Allah’ı, dini savunmasaydım, inanın hiçbir sorun çıkmazdı. Konu sadece budur. Benim asıl istediğim, bütün Türk dünyasında, İslam dünyasında birlik, kardeşlik olsun. Büyük Türkiye olsun. Türk-İslam aleminin lideri olarak, Avrupa Birliği’ne girelim. Süper güç olalım. Anadolu’daki güzel sevgi, şefkat, merhamet anlayışı, bütün dünyaya yayılsın. Amerika’da, Avrupa’da bir ruhsuzluk hâkim. Aile sevgisi yok, insan sevgisi yok, merhamet yok, şefkat yok. Egoistlik ve bencillik alabildiğine yayılmış. Bunlar ortadan kalksın. Anadolu’daki o güzel İslam sevgisi dünyaya yayılsın istiyorum.
Kendinizi mehdi mi ilan ettiniz ?
Mehdi, hiçbir zaman, ben mehdiyim demez. Rivayetlerde de böyle belirtiliyor. Ayrıca ben, mehdilikle ilgili, bir imada dahi bulunmadım. Çok komik olur, yani böyle akılsızca bir iddia ki bunu ben yapmam. Hiçbir zaman için de yapmadım. Hiç kimse de böyle bir iddiada bulunamaz. Ama mehdi ile ilgili hadisleri bir araya getirdim, bunları yorumsuz olarak aktardım. Bunlarla ilgili sitemde bilgi var, kitaplarım var. Bunlar doğru. Ama bu konularla ilgilenen, bu konuda kitap yazan her insana, ‘acaba senin böyle bir iddian var mı?’ derler. Deniyor. Ben de açıkça söylüyorum, benim böyle bir iddiam yok. Mehdilik ayrıca bir iddia değildir. Gayret etmekle çalışmakla, mehdi olunmaz. Profesörlük gibi değildir, mehdilik. Mehdi yaratılmak lazım. Kaderde olması lazım. Mesela ‘ben İsa olacağım’ demekle İsa olunmaz. ‘Hazreti Muhammed olmak istiyorum’ deyip, Hazreti Muhammed olunmaz.
Eğitiminiz nedir?
Lise öğrenimimi Ankara’da tamamladım. Sanatı, Cenab-ı Allah’ın kusursuz yaratışının bir tecellisi olarak gördüğümden ve resim yapmaya olan ilgim nedeniyle, 1979 yılında İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi, Endüstri Tasarımı Bölümü’ne derece ile girdim. Böylece yüksek öğrenim hayatım başlamış oldu. Daha sonra da felsefi akımları, özellikle de Marksizm, Leninizm, Sosyal Darwinizm ve komünizm gibi, insanlığa büyük belalar getiren ideolojilerin mantık örgüleri hakkında daha geniş kapsamlı bilgi edinebilmek için, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördüm.
Bugüne kadar 250’ye yakın kitap yazdınız? Bir kitabı kaç günde yazıyorsunuz?
Ele alacağım konuya göre, eserlerimi kaleme alma sürem değişmektedir. Fen bilimlerindeki verilerden istifade ederek yazdığım kitaplarımın, yazım aşamasının bitmesi, nispeten daha uzun sürüyor. Zira çok detaylı araştırmalar yapılması gerekiyor. Bilimde, gelişen teknolojiyle birlikte sürekli yeni bulgular elde ediliyor. Bunları mümkün olduğunca eserlerime aktarmaya çalışıyorum. Çünkü Yüce Allah’ın doğada var ettiği kusursuz dengeleri, canlılara bahşettiği hayat sistemleri ve fonksiyonları en ince ayrıntısına kadar ortaya koymayı son derece önemli görüyorum.
İmani konularla ilgili eserlerimi ise genellikle birkaç günde bitirdiğimi söyleyebilirim. Orta öğrenim gördüğüm yıllardan beri, düzenli olarak Kuran-ı Kerim okuduğumdan ve büyük İslam âlimlerinin hemen hemen tüm eserlerini bitirdiğimden, bilgi birikimimi Allah’ın izniyle süratle yazıya dökebiliyorum.
250’ye yakın kitabınızın binlerce baskısını bedava dağıttınız. Bunun maliyeti nedir?
Eserlerimin yayıncısı olan Global Yayıncılık, bazı kitaplarımı dönem dönem promosyon amacıyla ücretsiz olarak dağıttırmaktadır. Bu faaliyet, Global Yayıncılık yönetiminin tamamen ticari amaçlarla aldığı bir karar neticesinde gerçekleşmektedir. Her kitap şirketinin promosyon çalışması vardır. Bu da o tür bir çalışmadır.
Mali kaynaklarınız nelerdir?
Aile büyüklerimizden kalan miraslar var. Bunların gelirleri bana yetiyor. Büyük bir harcama gereksinimim olmuyor. Zira zamanımın büyük bölümü kitaplarımı yazmak ve yakın dostlarımla görüşmek ile geçiyor. Kitaplarımın satışından, herhangi bir telif hakkı almıyorum. Bu kitapları yalnızca Allah rızası için yazıyorum. Maddi hiçbir beklentim yok.
Davanız zamanaşımı nedeniyle ortadan kalktı. Yani aklanmadınız...
Davanın zamanaşımına uğraması tabii ki istediğim bir sonuç değildi. Ben beraat bekliyordum. Dosyada, en küçük bir suç unsuruna işaret edebilecek, tek bir kanıt bile yok. Buna mukabil masumiyetimize ilişkin klasörler dolusu belge var. Dolayısıyla delillerin gösterdiği şu ki; zamanaşımı dolmasaydı beraat olacaktı. Zamanaşımı kararı beraat hakkımızı elimizden almış gibi bir şey oldu. Ancak Yüce Allah kaderi demek ki böyle yaratmış.
Çevrenizdekiler neden tek tip kıyafet giyiyor? (Kızlar pantolon, ceket, balıkçı yaka kazak, fular; erkekler tak›m elbise, jöleli saç ve bronz ten)
Öncelikle şunu söyleyeyim, çevremde bu dediğiniz tarzda kıyafetli insanları çok nadir görüyorum. Etrafımdaki insanlardan kastınız eğer, fahri başkanı bulunduğum vakıfların camialarının mensuplarıysa, reşit bireyler olarak kendi istedikleri şekilde giyiniyorlardır, diye düşünüyorum. Benim kesinlikle, bu vakıfların camialarına mensup insanların kıyafetleri ile ilgili bir talebim olmuyor, zaten olamaz da. Ayrıca bahsettiğiniz bu kıyafetleri ülkemizde pek çok insanın üzerinde görebilirsiniz. Özel bir mana taşıdığını düşünmüyorum.
İmamlar ve bacılar şeklinde örgütlendiğiniz öne sürülmüştü.
Onlar, gazete dedikodularından derlenip polis tutanaklarına yazılmış uydurma şeyler. O tutanaklar, öyle bir şiddet ve baskı ortamında düzenlendi ki kime hangi evrak getirilse mutlaka imzalardı. Önümüze getirilen düzmece ifadeleri imzalamaktan başka ikinci bir yol yoktu. Zaten o sahte tutanakları hazırlayanlar, bugün hem polislikten atıldılar hem de işkence suçundan yargılanıyorlar.
Beş vakit namazı kıldırmadığınız, iddia ediliyor.
Namaz, İslam’ın şartlarından biridir. Asla, hiç kimseye iki vakit namaz kılın, beş vakit kılmayın diye bir şey söylemedim. Namaz Cenab-ı Allah’ın emridir. Beş vakit namazımı kılıyorum.
Ailelerin, çocuklarını ikna ya da tehdit yoluyla kontrol ettiğiniz yolundaki iddialarına ne diyorsunuz?
Bakın, benim aleyhimde, birinden bir şey duyduğunuzda bunun kaynağını ve delilini mutlaka çok iyi inceleyin. Yoksa, yanlış yönlendirilebilirsiniz. Şimdi bunlar da fikren bana husumet besleyenlerin, uydurdukları mesnetsiz ithamlar. Bu yalanlar, bizzat muhatapları tarafından, birinci ağızdan reddedildi. Sorduğunuz için cevap vereyim; benim yanımda çalışan hiç kimse bulunmuyor. Yakınlarıma ve arkadaşlarıma ise hiçbir zaman böyle telkinlerde bulunmadım. Bulunmam da mümkün değil.
Aile sevgisinin, Allah’a şirk koşmak olduğunu söylediğiniz öne sürülüyor.
Böyle bir şey söylemedim. Ben Ehl-i Sünnet inancını benimsemiş bir insanım. Peygamberiz aile kavramına çok önem verirdi. Resulullah (sav) bir hadis-i şerifinde “Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır” buyurmuştur. Benim, aksini savunmam, inancım gereği mümkün değildir.
Oktar Babuna’nın annesi ve babası için birtakım iddialarda bulunmasına ne diyorsunuz? Aileler neden şikayetçi?
Ben, o tartışmaları basından duyuyorum. Duydum. Karşılıklı iddialaşmalar var. Bunlar, en azından aile içinde halledilmesi gereken şeylerdir. Böyle, bu şekilde, kamuoyu önünde tasvip edilebilecek şey değil. Bir eksik, kusur varsa, babasında bir yanlış görüyorsa, kendisine gidip anlatabilir, söyleyebilir. Babası onda bir kusur eksik görüyorsa, yine ona bunu söyleyebilir. Ama bunu, böyle kameraların karşısında, karşılıklı, iki tarafın da birbirini suçlaması... Ben tasvip etmiyorum.
İnsanlar tabiî görmediği şeylerle ilgili, bir kuşku ve şüphe içinde olabilirler. Ama görüp tanıdıktan sonra bu genele dağılır. Benimle görüşmeyen bir insan, belki vesvese içinde olabilir. Ama görüp, tanıdıktan sonra genellikle insanlar bana karşı hem sevgi duyuyorlar hem de saygıları çok güçlü oluyor. Bunun nedeni; ben samimi insanım. İçi dışı birim. Gizlim, saklım yok. Fikirlerimi de açık açık kitaplarımda yazıyorum. Dergilerde, gazetelerde fikirlerimi beyan ediyorum. Benim fikirlerim, kitaplarımda. Etrafıma adam toplamak gibi bir durumum yok. Öyle bir şeye ihtiyacım da yok. Çünkü ben fikirlerimi anlatacaksam, zaten kitaplarımda anlatabiliyorum.
Bütün gününüz kitap yazmakla mı geçiyor?
Tabii okuma, araştırma, yazma benim geniş vaktimi alıyor. Ama sadece bunlar değil tabii. Benim boş vaktim de oluyor. O vakitlerde de genellikle sürrealist, güzel resimler yapıyorum. Hatta 3 metreye 3 metre, 3 metreye 2 metre, büyük tablolarım var. Onlarla uğraşıyorum. Arkadaşlarımın çoğuna hediye ettim. Onların işyerlerinde var bu tablolar. Çok da beğeniyorlar. Hayvanları severim. Kedilerim var. Tavşanlarım var. Onlarla ilgileniyorum. Köpeklerim var. Çiçeklerle ilgileniyorum. Ama tabii sohbetlerim de oluyor arkadaşlarımla. Bu tip dost sohbetleri, bu tip arkadaş sohbetleri oluyor.
Ben sevgiden, şefkatten, merhametten hoşlanan bir insanım. Benim çevremdeki insanlar, beni bilirler. Son derece merhametli bir insanım. Şefkat doluyum. İnsanlara sevgiyle yaklaşmak, benim en çok hoşlandığım şeylerden birisi. Dinimizin hedefi de zaten sevgi, merhamet, dostluk. Ben din terbiyesi içerisinde kendimi yetiştiriyorum. Dolayısıyla tabii ki hedefim sevgidir, merhamettir, şefkattir, muhabbettir. Verilen imaj, bir tek benim için yapılan bir şey değil. Bu tarih içinde, Allah yolunda mücadele eden herkese -ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar sevgi dolu olursa olsun, ne kadar şefkatli olursa olsun- çok vahim isnatlarda bulunulmuştur. Mesela Peygamber Efendimiz (sav)’e delilik iddiasında -haşa- sahtecilik, yalancılık iddiasında bulunulmuştur. Bütün peygamberlere ve onlara bağlı olan diğer Müslümanlara, çok galiz iddialarda bulunulmuştur. Hazreti İsa’ya, İbrahim’e, Musa’ya, İshak’a da aynı iddialarda bulunulmuştur.
Peki peygamberler gibi aynı şeye mi maruz kaldığınızı düşünüyorsunuz?
Peygamberler ve onların yolunda olan insanlara da... Peygamberlerden Hz. İsa’nın yardımcılarına da zulüm edilmiştir. Peygamberimizin sahabelerine zulüm edilmiştir. Hatta sahabeleri yakmışlardır, ateş çukurunda. Bununla ilgili ayet var.
Siz de aynı şeye mi tabi tutulduğunuzu düşünüyorsunuz?
Allah yolunda olan her insanın, başına bu gelir. Eğer ben Allah’ı ve dini savunmasaydım hiçbir sorun çıkmazdı. Sorunun ana nedeni Allah’ı, dini savunmamdır. Darwinizm’e karşı olmasaydım, Allah’ı, dini savunmasaydım, inanın hiçbir sorun çıkmazdı. Konu sadece budur. Benim asıl istediğim, bütün Türk dünyasında, İslam dünyasında birlik, kardeşlik olsun. Büyük Türkiye olsun. Türk-İslam aleminin lideri olarak, Avrupa Birliği’ne girelim. Süper güç olalım. Anadolu’daki güzel sevgi, şefkat, merhamet anlayışı, bütün dünyaya yayılsın. Amerika’da, Avrupa’da bir ruhsuzluk hâkim. Aile sevgisi yok, insan sevgisi yok, merhamet yok, şefkat yok. Egoistlik ve bencillik alabildiğine yayılmış. Bunlar ortadan kalksın. Anadolu’daki o güzel İslam sevgisi dünyaya yayılsın istiyorum.
Kendinizi mehdi mi ilan ettiniz ?
Mehdi, hiçbir zaman, ben mehdiyim demez. Rivayetlerde de böyle belirtiliyor. Ayrıca ben, mehdilikle ilgili, bir imada dahi bulunmadım. Çok komik olur, yani böyle akılsızca bir iddia ki bunu ben yapmam. Hiçbir zaman için de yapmadım. Hiç kimse de böyle bir iddiada bulunamaz. Ama mehdi ile ilgili hadisleri bir araya getirdim, bunları yorumsuz olarak aktardım. Bunlarla ilgili sitemde bilgi var, kitaplarım var. Bunlar doğru. Ama bu konularla ilgilenen, bu konuda kitap yazan her insana, ‘acaba senin böyle bir iddian var mı?’ derler. Deniyor. Ben de açıkça söylüyorum, benim böyle bir iddiam yok. Mehdilik ayrıca bir iddia değildir. Gayret etmekle çalışmakla, mehdi olunmaz. Profesörlük gibi değildir, mehdilik. Mehdi yaratılmak lazım. Kaderde olması lazım. Mesela ‘ben İsa olacağım’ demekle İsa olunmaz. ‘Hazreti Muhammed olmak istiyorum’ deyip, Hazreti Muhammed olunmaz.
Eğitiminiz nedir?
Lise öğrenimimi Ankara’da tamamladım. Sanatı, Cenab-ı Allah’ın kusursuz yaratışının bir tecellisi olarak gördüğümden ve resim yapmaya olan ilgim nedeniyle, 1979 yılında İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi, Endüstri Tasarımı Bölümü’ne derece ile girdim. Böylece yüksek öğrenim hayatım başlamış oldu. Daha sonra da felsefi akımları, özellikle de Marksizm, Leninizm, Sosyal Darwinizm ve komünizm gibi, insanlığa büyük belalar getiren ideolojilerin mantık örgüleri hakkında daha geniş kapsamlı bilgi edinebilmek için, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördüm.
Bugüne kadar 250’ye yakın kitap yazdınız? Bir kitabı kaç günde yazıyorsunuz?
Ele alacağım konuya göre, eserlerimi kaleme alma sürem değişmektedir. Fen bilimlerindeki verilerden istifade ederek yazdığım kitaplarımın, yazım aşamasının bitmesi, nispeten daha uzun sürüyor. Zira çok detaylı araştırmalar yapılması gerekiyor. Bilimde, gelişen teknolojiyle birlikte sürekli yeni bulgular elde ediliyor. Bunları mümkün olduğunca eserlerime aktarmaya çalışıyorum. Çünkü Yüce Allah’ın doğada var ettiği kusursuz dengeleri, canlılara bahşettiği hayat sistemleri ve fonksiyonları en ince ayrıntısına kadar ortaya koymayı son derece önemli görüyorum.
İmani konularla ilgili eserlerimi ise genellikle birkaç günde bitirdiğimi söyleyebilirim. Orta öğrenim gördüğüm yıllardan beri, düzenli olarak Kuran-ı Kerim okuduğumdan ve büyük İslam âlimlerinin hemen hemen tüm eserlerini bitirdiğimden, bilgi birikimimi Allah’ın izniyle süratle yazıya dökebiliyorum.
250’ye yakın kitabınızın binlerce baskısını bedava dağıttınız. Bunun maliyeti nedir?
Eserlerimin yayıncısı olan Global Yayıncılık, bazı kitaplarımı dönem dönem promosyon amacıyla ücretsiz olarak dağıttırmaktadır. Bu faaliyet, Global Yayıncılık yönetiminin tamamen ticari amaçlarla aldığı bir karar neticesinde gerçekleşmektedir. Her kitap şirketinin promosyon çalışması vardır. Bu da o tür bir çalışmadır.
Mali kaynaklarınız nelerdir?
Aile büyüklerimizden kalan miraslar var. Bunların gelirleri bana yetiyor. Büyük bir harcama gereksinimim olmuyor. Zira zamanımın büyük bölümü kitaplarımı yazmak ve yakın dostlarımla görüşmek ile geçiyor. Kitaplarımın satışından, herhangi bir telif hakkı almıyorum. Bu kitapları yalnızca Allah rızası için yazıyorum. Maddi hiçbir beklentim yok.
Davanız zamanaşımı nedeniyle ortadan kalktı. Yani aklanmadınız...
Davanın zamanaşımına uğraması tabii ki istediğim bir sonuç değildi. Ben beraat bekliyordum. Dosyada, en küçük bir suç unsuruna işaret edebilecek, tek bir kanıt bile yok. Buna mukabil masumiyetimize ilişkin klasörler dolusu belge var. Dolayısıyla delillerin gösterdiği şu ki; zamanaşımı dolmasaydı beraat olacaktı. Zamanaşımı kararı beraat hakkımızı elimizden almış gibi bir şey oldu. Ancak Yüce Allah kaderi demek ki böyle yaratmış.
Çevrenizdekiler neden tek tip kıyafet giyiyor? (Kızlar pantolon, ceket, balıkçı yaka kazak, fular; erkekler tak›m elbise, jöleli saç ve bronz ten)
Öncelikle şunu söyleyeyim, çevremde bu dediğiniz tarzda kıyafetli insanları çok nadir görüyorum. Etrafımdaki insanlardan kastınız eğer, fahri başkanı bulunduğum vakıfların camialarının mensuplarıysa, reşit bireyler olarak kendi istedikleri şekilde giyiniyorlardır, diye düşünüyorum. Benim kesinlikle, bu vakıfların camialarına mensup insanların kıyafetleri ile ilgili bir talebim olmuyor, zaten olamaz da. Ayrıca bahsettiğiniz bu kıyafetleri ülkemizde pek çok insanın üzerinde görebilirsiniz. Özel bir mana taşıdığını düşünmüyorum.
İmamlar ve bacılar şeklinde örgütlendiğiniz öne sürülmüştü.
Onlar, gazete dedikodularından derlenip polis tutanaklarına yazılmış uydurma şeyler. O tutanaklar, öyle bir şiddet ve baskı ortamında düzenlendi ki kime hangi evrak getirilse mutlaka imzalardı. Önümüze getirilen düzmece ifadeleri imzalamaktan başka ikinci bir yol yoktu. Zaten o sahte tutanakları hazırlayanlar, bugün hem polislikten atıldılar hem de işkence suçundan yargılanıyorlar.
Beş vakit namazı kıldırmadığınız, iddia ediliyor.
Namaz, İslam’ın şartlarından biridir. Asla, hiç kimseye iki vakit namaz kılın, beş vakit kılmayın diye bir şey söylemedim. Namaz Cenab-ı Allah’ın emridir. Beş vakit namazımı kılıyorum.
Ailelerin, çocuklarını ikna ya da tehdit yoluyla kontrol ettiğiniz yolundaki iddialarına ne diyorsunuz?
Bakın, benim aleyhimde, birinden bir şey duyduğunuzda bunun kaynağını ve delilini mutlaka çok iyi inceleyin. Yoksa, yanlış yönlendirilebilirsiniz. Şimdi bunlar da fikren bana husumet besleyenlerin, uydurdukları mesnetsiz ithamlar. Bu yalanlar, bizzat muhatapları tarafından, birinci ağızdan reddedildi. Sorduğunuz için cevap vereyim; benim yanımda çalışan hiç kimse bulunmuyor. Yakınlarıma ve arkadaşlarıma ise hiçbir zaman böyle telkinlerde bulunmadım. Bulunmam da mümkün değil.
Aile sevgisinin, Allah’a şirk koşmak olduğunu söylediğiniz öne sürülüyor.
Böyle bir şey söylemedim. Ben Ehl-i Sünnet inancını benimsemiş bir insanım. Peygamberiz aile kavramına çok önem verirdi. Resulullah (sav) bir hadis-i şerifinde “Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır” buyurmuştur. Benim, aksini savunmam, inancım gereği mümkün değildir.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home